Dini olarak çocuğa ismi kim koyar ?

Egemen

Global Mod
Global Mod
Dini Olarak Çocuğa İsmi Kim Koyar? Anne mi, Baba mı, Yoksa Ortak Bir Karar mı?

Bu konu açıldığında benim ilk dikkatimi çeken şey, insanların “İslam’da çocuğun ismini kim koyar?” sorusunu çoğu zaman “Son söz kimin?” şeklinde sorması oluyor. Oysa bence burada asıl mesele bir yetki yarışından çok daha geniş. Bir çocuğa isim vermek, onun hayatı boyunca taşıyacağı kimliğin ilk parçalarından birini belirlemek demek. Bu yüzden “baba koyar”, “anne koyar”, “dede koyar” gibi kesin cümleler kurmadan önce dinî kaynaklarda gerçekten ne söylendiğine bakmak gerekiyor.

Çevremde ve çeşitli aile tartışmalarında bu konunun bazen gereğinden fazla bir güç meselesine dönüştüğünü gözlemliyorum. Özellikle “Baba ailenin reisidir, dolayısıyla ismi de baba koyar” şeklindeki yaklaşım sık karşıma çıkıyor. Buna karşılık bazı anneler de çocuğu taşıyan, doğuran ve bakımında büyük emek veren kişinin kendisi olduğunu söyleyerek isim konusunda önceliğin kendisinde olması gerektiğini düşünüyor. Bana göre iki yaklaşımın da anlaşılabilir tarafları var; fakat bunların hiçbirini doğrudan “İslam’ın kesin hükmü” olarak sunmak doğru değil.

Dini kaynaklarda “İsmi mutlaka baba koyar” diye açık bir hüküm var mı?

Konunun en önemli noktası burası. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu’nun açıklamasında, anne ve babanın çocuğa karşı görevlerinden birinin ona güzel bir isim vermek olduğu belirtiliyor. Aynı açıklamada Hz. Peygamber’in güzel isim verilmesini tavsiye eden hadisine yer veriliyor. Daha da önemlisi, isim konusunda “mutlaka Arapça olmalı” veya “Kur’an’da geçmeli” şeklinde bir şart bulunmadığı ifade ediliyor. Esas ölçü, ismin güzel anlamlı olması ve çocuğun toplum içinde yadırganmasına veya aşağılanmasına sebep olmamasıdır.

Buradan hareketle “Dinen çocuğun ismini sadece baba koyar” şeklindeki iddianın güçlü bir dayanağa sahip olmadığını düşünüyorum. Dini kaynaklarda anne ve babanın birlikte sorumluluğundan söz edilirken, “isim seçme yetkisi yalnızca babaya aittir” şeklinde açık bir ifade göstermek gerekir. Böyle bir ifade ortaya konulmadan, kültürel bir uygulamayı doğrudan dinî emir haline getirmek problemli olur.

Bu ayrım önemli. Çünkü toplumlarda gelenek ile din zaman zaman birbirine karışabiliyor. Bir uygulamanın uzun yıllardır yapılıyor olması, tek başına onun dinî bir zorunluluk olduğunu kanıtlamaz.

Ahzâb suresi 5. ayet neden bu kadar sık gündeme getiriliyor?

Bu tartışmada sıkça Ahzâb suresinin 5. ayetine atıf yapılıyor. Ayette evlatlıkların babalarına nispet edilerek çağrılması gerektiği ve bunun Allah katında daha adaletli olduğu belirtiliyor.

Ancak burada dikkat edilmesi gereken çok önemli bir ayrıntı var: Ayetin konusu doğrudan “Yeni doğan çocuğa ismi kim koyacak?” değildir. Ayet, özellikle evlatlıkların nesebinin gerçek babalarından farklı gösterilmesiyle ilgili bir düzenleme bağlamında değerlendirilmelidir. Diyanet’in tefsirinde de ayetin temel bağlamı bu çerçevede açıklanmaktadır.

Dolayısıyla bu ayetten “Çocuğa isim verme yetkisi yalnızca babanındır” sonucunu çıkarmak bana göre metnin kapsamını genişletmek olur. Bir ayetin “babaya nispet etme” konusunu düzenlemesi ile “ismi babanın seçmesi” arasında doğrudan bir eşitlik kurmak için ayrıca delil gerekir.

Bu noktada şu soruyu sormak gerekiyor: Bir ayette babaya nispetten bahsediliyor diye, o ayet aynı zamanda anne ile babanın isim seçme konusundaki karar mekanizmasını da mı belirliyor? Yoksa farklı iki mesele birbirine mi karıştırılıyor?

Hz. Peygamber’in uygulamalarında isim verme konusu

Hz. Peygamber’in isimler konusundaki tavsiyeleri ise meselenin başka bir boyutunu ortaya çıkarıyor. Diyanet kaynaklarında aktarıldığı üzere, çocuğa güzel isim verilmesi tavsiye edilmiş; kötü veya uygunsuz anlam taşıyan bazı isimlerin değiştirildiğine de dikkat çekilmiştir.

Buradaki temel mesajın “Baba seçsin” değil, “Çocuğa güzel ve uygun bir isim verilsin” olduğunu görmek gerekiyor.

Bence bu ayrım oldukça değerli. Çünkü İslami açıdan ismin güzel olması, çocuğun aşağılanmasına sebep olmaması ve anlamının uygun olması gibi ölçüler öne çıkarken, “Bu ismi yalnızca erkek seçebilir” şeklinde bir ilke ortaya konulmuyor.

Hatta Diyanet’in açıklaması, ismin Arapça olmasının veya Kur’an’da geçmesinin zorunlu olmadığını açıkça belirtiyor. Bu da toplumda oldukça yaygın olan “Kur’an’da geçen isim seçmek dinen şarttır” anlayışının da sorgulanması gerektiğini gösteriyor.

Peki neden birçok ailede isim konusunda son söz babaya bırakılıyor?

Burada din ile kültür arasındaki ayrımı konuşmak gerekiyor.

Geleneksel aile yapılarında erkek çoğu zaman karar verici konumunda görülmüş olabilir. Bu durum bazı ailelerde isim seçimine de yansımıştır. Fakat bir kültürel pratiğin varlığını kabul etmek başka, bunu doğrudan dinî bir zorunluluk olarak görmek başka şeydir.

Üstelik ailelerin yapısı da aynı değil. Bazı ailelerde baba daha stratejik ve çözüm odaklı yaklaşarak “İki isim arasından hangisi çocuğun eğitim hayatında, sosyal yaşamında ve gelecekte kullanımında daha uygun?” diye düşünebilir. Bazı babalar ise gelenek, aile büyükleri veya kendi soy çizgileri üzerinden karar vermeyi tercih edebilir.

Kadınlarda da farklı yaklaşımlar görülebilir. Bazı anneler ismin çocuğun kişiliğiyle, aile hikâyesiyle ve duygusal bağlarla nasıl ilişkileneceğine daha fazla önem verebilir. İsmin söylenişinin çocuğa ileride nasıl hissettireceğini, çevresinin ona nasıl yaklaşabileceğini düşünebilirler.

Fakat burada özellikle altını çizmek istediğim bir nokta var: Bunları “erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” şeklinde kesin kurallara dönüştürmek doğru olmaz. Empati kuran, duygusal ayrıntıları önemseyen erkekler de vardır; son derece analitik ve stratejik karar veren kadınlar da. İnsanların karar verme biçimleri cinsiyetten çok kişilik, eğitim, kültür, aile yapısı ve yaşam deneyimleriyle değişebilir.
 
Üst